Nasıl oluyor da ilişkilerim yolunda gitmiyor? (2)

İlişkilerin yolunda gitmemesinin iki kutbu vardır: Ya kendinin farkında değilsindir ya da kendinden başka kimsenin farkında olmazsın.

Kendi odaklı yaşamak, diğerleriyle ilişkilerin yolunda gidememesi için büyük bir engeldir. Eğer kişi seçimsiz ve istem dışı olarak, sürekli önceliklerini kendinden yana kullanıyorsa ortaya çıkan durum kendini bilmezlikle eş değer oluyor ne yazık ki…

Kendi odaklı yaşayan insanın da kendine direnen insan gibi çeşitli halleri vardır:

Kendine aşırı duyarlılık hali: Hissettikleri ve duydukları o kadar önemlidir ki o sırada karşısındakinin ne hissediyor olabileceğinin ayırdında olması imkansızlaşır. Sürekli kendini dinlediğinden sakinlik yaşayamaz. Daima tetikte olmaları kendilerini dinleme hallerindendir.

Harfi harfine uyma hali: Bugüne kadar öğrendiklerinin tümünü kural sayar. Sorgulamaz. Böylelikle, o kurallarına göre yaşarken karşısındakinin bundan nasıl etkilendiği, zarar görüp görmediği umurunda olmaz. Acil karar vererek, yeni durumlara uyum göstermek gerektiğinde, kurallarından şaşamayacağı için aslında hem kendini hem de karşısındakini zora sokar. Esneklik yaşanmaz.

Fazla çiğneme hali: Çiğnemeden yutanların tam da karşı kutbunda yer alırlar. Asla karşısındakine güvenmez. Söylediği her şeyi sorgular. Kendine uygunluğunu tartar. Birçok zaman çok meraklı bir kişi imajı çizse de tek derdi kendini koruyabilmektir. Pratik olmak, seri karar vermek ona göre değildir. Her şeyi sorgulayıp yine de bir sonuca varamaz.

Buluşma hali: Her neye odaklandıysa, tek derdi onunla buluşabilmektir. O sırada kimin bundan nasıl etkilendiğini kaçırır. Kendi amacına giden her yol mubahtır. Arzusuyla buluşmaya odaklanmak olan biten her şeyi kaçırmasına sebep olur.

Dirençlilik hali: Nedenini, nasılını, olması gerekeni anlatmanız işe yaramaz. Genellikle çevresindekiler tarafından uyumsuz, inatçı, baş kaldıran biri olarak bilinir.

Başkasıyla buluşamayan, kendine odaklı bu halleri çevrenizde sık sık gözlemlersiniz. Okur okumaz da isimleri koyuvermişsinizdir. Aslına bakılırsa, bilmemiz gereken tüm bunları her birimizin zaman zaman kullanıyor olduğumuz. Mesela başınıza bir şey gelmesi olasılığı yüksek olan tehlikeli durumlarda kendine aşırı duyarlılık hali, sinyalleri önceden farkedip bünyenizdeki değişimleri hızla algılayabilmenizi sağlayabilir. Ya da askerdeyken harfi harfine uymanız daha az hatayla askerliği tamamlamanızı, başınızı derde sokmadan terhis olabilmenizi sağlar. Çok sorular sorup, tüm detayları sorgulamanız doktor ya da avukatsanız hiçbir olasılığı atlamadan en doğru kararı vermenizin önünü açacaktır.

Dolayısıyla aslında bu durumları bilerek ve isteyerek kullanıyorsanız işe yaradığı zamanlar olabilir. Mesele bunları istemsiz ve seçimsiz kullandığımız, iki kutup arasında değişime izin vermediğimiz ve bir tek halin içine kendimizi hapsettiğimiz noktada başlar.

Nasıl oluyor da ilişkilerim yolunda gitmiyor? (1)

İlişki kurmak kendini bilmekten başlar. Çünkü aslında biz dünyayla ve başkalarıyla ilgili her ne biliyorsak kendimizden biliriz.

İnsan son derece zeki, mantıklı, duyarlı olsa bile kendini bilmekten çok uzakta olabilir. Eğer doğduğunuz andan itibaren etrafınızdakiler size dünyayı kendi yanlı(ş) ilişki kalıplarıyla tanıtıyorlarsa, kendi kendinize doğru kalıpları bulmanız ömrünüzün büyük bir kısmını alabilir. Tabi eğer şanslıysanız… Kendinizin ve diğerlerinin farkına varamadan ömrü tüketmek de mümkün.

Kendine Diren-me!

Kendine direnen insan yaşadığı durumlar karşısında ne hissettiğinin, neye ihtiyacı olduğunun ayırdında değildir. Yani yaşadığı duyguları ya bir başkasına yansıtır, ya diğerinin söylediklerini olduğu gibi içine alır, ya enerjisini kendine döndürerek aslında başkasına yapmak istediklerini kendi kendine yapar, ya amaçtan sapar, ya da sanki dünyada bir tek kendi varmış da başka kimsenin bir önemi yokmuş gibi bireyselliğini ayyuka çıkarır. Bunun en net ifadesi kişinin aslında kendi kendine duyarsız olmasıdır.

Eğer bunları farkında olarak yapıyor, bu ilişki biçimlerini seçimli olarak kullanıyorsa “bir bildiği vardır” diyoruz ve bunların kişinin bir şekilde işine yaradığını düşünüyoruz. Ama eğer bu ilişki biçimleri seçimsiz ve istem dışı kullanılıyorsa o zaman bu kişi “nasıl oluyor da ilişkilerim yolunda gitmiyor anlayamıyorum” diyen biri haline gelmiş demektir.

Kendine direnen insanın ilişki kalıplarını biraz tanıyalım:

Yansıtma: Yansıtan insanlar aslında kendilerinde kabul etmedikleri ya da olmasını istedikleri özellikleri başkalarına atfederler. Cümleleri çoğunlukla sen diye başlar: “Sen beni sevmiyorsun, kızgınsın bana…”

Çiğnemeden Yutma: Çiğnemeden yutan insanlar, kendilerini yok edercesine karşısındakinin söylediklerini tartmadan kabul eder. Kalıplaşmış değer yargıları vardır. Cümleleri hep –meli / -malı ile biter: “Ailemin onaylamadığı biriyle evlenmemeliyim.”

Enerjiyi Kendine Yöneltme: Başkalarına kızdığı zaman başı tutan, kendini alkole vuran, odasına kapanıp dışarı adımını atmayanlar bu gruptandır. Başkasına olan öfkesini kendinden çıkarır.

Amaçtan Sapma: Tam da çok önemli bir konuyu konuşurken, espri yapıp akşam ne yesek diye düşünmeye başlayan insanlar amaçtan sapanlardır. Kendisi ile ilgili aklına gelenler onun canını sıkıyor ya da üzüyorsa, bir anda başka bir konuya geçip önceki konuyu rafa kaldırıverir.

Ayrışamama: Başkalarına sınır koymakta zorlanan, ben-sen sınırı net olmayan kişilerin ilişki biçimidir. Asla yalnız kalamaz. Bağımlıdır, çoğunlukla çaresizliği oynar.

Duyarsızlaşma: Duyarsızlar çoğunlukla etraflarında olan bitenin farkında olmaz. Sanki birçok olayı birlikte yaşamamışsınız gibi ona neler olup bittiğini anlatmanız gerekir. Hayatları çoğunla heyecandan yoksundur.

İşte tüm bu anlattıklarım insanın kendi kendine direnme biçimleridir. Kendisi ile ilgili edinebileceği bilginin önündeki engellerdir. Hepimiz zaman zaman bunları seçimli olarak kullanırız. Çünkü o sırada en çok işe yarayan, kendimizi koruyan ilişki biçimi odur. Ama eğer bu kalıplar farkına varmadan kullanılmaya başlamışsa, artık kedinizi tanımaktan uzaklaşmışsınız demektir.