OKULA ANNEM DE GELSİN

Yeni bir okul dönemi minikler için başladı bile. Çocuklar kadar anneler de heyecanlı. Özellikle de bu yıl ilk kez okulla tanışanlar ve anneleri… Anneden ayrı kalabilmek bazı çocuklar için çok zor olabilir ve bunun da her çocuk için kendine özgü sebepleri vardır.

Ya Bir Şeye İhtiyacım Olursa… 

Kendi temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorluğu olan çocuklar, annelerinin yanlarında olmadığı durumlarda acıktıklarında, susadıklarında, tuvalete gitmeleri gerektiğinde bir yetişkinin yardımına ihtiyaç duyarlar. Okulun ilk günlerinde henüz bir yetişkinle güven bağı kurmadan, ona ihtiyaçlarını söylemek bir çocuk için oldukça zordur. Bu sebeple, okula gitmek yerine evde güvendikleri biri ile kalmayı tercih ederler.

Öğretmenim İsteklerimi Yerine Getirmezse… 

Evde her isteği sınırsızca yerine getirilen çocuklar, okulun kurallarına uymakta zorluk yaşarlar. Evin en kıymetlisi iken, okulda her çocuğun kendisi kadar kıymetli olduğunu görmek, herkesin tıpkı kendisi gibi talepleri olduğunu fark etmek ve bu taleplerin her zaman karşılanmayabileceğine şahit olmak okulun bütün cazibesini yitirmesine sebep olur.

Ya Ben Yokken Annemin Başına Bir Şey Gelirse… 

Kaygılı anneler, gün içerisinde çoğu zaman etraflarına kaygı yüklü mesajlar vermektedirler. Evden çıkan eşe “İşe varır varmaz beni ara!” diyen, çocuğu biraz hızlı koştuğunda “Aman düşersin!” diye önüne çıkıveren, aşırı titizlenip her an elinde mendillerle çocuğunu mikroplardan korumaya çalışan bu anneler, aslında çocuklarına dünyanın tehlikelerle örülü bir yer olduğu ve her an başlarına bir şeyler gelebileceği mesajını vermektedirler.

Böyle bir durumda çocuk iki türlü korkuya kapılır: Tanımadığı bu ortamda kendi başına bir felaket gelebilir ya da annesinin yanından ayrılırsa annesinin başına bir iş gelebilir. Bu endişe çocuğu anneden ayrılamaz kılar ve okula gitmesi kabusa dönüşür.

Ben Okuldayken Kardeşim ve Annem Çok Eğlenirlerse… 

Evde sevimli küçük kardeşi bırakan çocuklar için de okula gitmek çok zordur. Zaten ufaklığın gelişi ile paylaşılan bütün imkanlar, onun evde olmadığı saatlerde tamamıyla kardeş tarafından ele geçirilebilir. Bu nedenle en iyi çözüm savaş alanını terk etmemektir.

Şaka bir yana, kardeş rekabeti çocuklar için okula gitmeyi zorlaştıran sebepler arasındadır. Bunun üstesinden gelmek, her iki çocuğun da ihtiyacı olan zamanı adaletli bir şekilde her ikisine de ayırarak rekabeti en az seviyeye indirebilmek ile olur.

Ya Annem Beni Burada Unutursa… 

Genellikle talepleri geçiştirilerek ertelenen çocuklar, diğerlerinin söylediklerine güvenmezler. Hayır ve evetin net olmadığı, duruma göre verilen sözlerin tutulmadığı evlerde, çocuğun endişesi artar ve her şeyi kendi kontrolü altında tutmaya çalışır. Böyle bir evde yetişen çocuk için “Ben seni akşam işten çıkar çıkmaz gelip alacağım.” diyen anne, bir önceki gün “Yemeğini yersen parka gideriz.” deyip götürmeyen anne olduğunda okula gidip orada unutulmak büyük bir olasılık gibi görünür.

Eğer çocuğunuz için bu nedenlerden herhangi biri okula gitmeyi zorlaştırıyorsa, hiç vakit kaybetmeden yardım almalısınız. Okula başladıktan sonra, çocuğunuzun henüz hazır olmadığını farkederek onu okula göndermekten vazgeçmek, gelecek yıl sürecinizi daha da zorlaştırabilir. Ağlayıp tutturduğunda okula gönderilmeyen çocuklar, her yeni denemede daha ısrarcı hale gelebilirler. Çocuğunuzun okula gitmeye hazır olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerin yapılması, anne-çocuk ilişkisinin gözden geçirilmesi, olası sorunların onarılmasına yönelik okullar başlamadan çözümlerin devreye sokulması, okul korkularının önüne geçecektir.

Oyun Terapiye Başlamadan Bilmeniz Gerekenler

Çocuklar için başlarından geçenleri kelimelerle ifade etmek kolay değildir. (Aslına bakılırsa yetişkinler için de öyle…) Söyledikleri yüzünden eleştirilmekten, yargılanmaktan, cezalandırılmaktan korkarlar.

Oysa oyun esnasında bütün bu olasılıklar ortadan kayboluverir. Bebeği yerden yere vuran kendisi değil barby olabilir. Gece korkular yaşayan da kendisi değil minik ayıcıktır.

Çocukların duygu ifadeleri de oldukça kısıtlıdır. Ama oyun esnasında çocuğun hiçbir duygu ifadesini kullanmadan, yaşadığı duyguyu size aktarabilme şansı vardır. Öfkeyi, kıskançlığı, hayal kırıklığını, imrenmeyi, üzülmeyi, dışlanmış hissetmeyi adını koyamasa da oyunda yaşamanızı, tam da onun gibi hissedebilmenizi sağlar.

Neden çocuğumun oyun terapiye ihtiyacı olsun ki?

  • Herkes yaşamının belirli zamanlarında, başından geçenlere uyum göstermekte zorluk yaşar. Çocuklar da uyum zorluklarını, korkular, kaygılar, yeme sorunları, uyku sorunları, çiş ve kaka kaçırma, öfke patlamaları, zarar verici davranışlar, dikkat dağınıklığı veya isteksizliklerle belli edebilirler. Terapi uyum sürecini hızlandırır.
  • Yaşamda kontrol birçok zaman çocuğun elinde olmaz. Ama oyun odasında kontrol, kendisine ve çevreye zarar vermeyecek ölçüde ondadır. Bu güçle kendini ortaya koyup, sorunları güvenli bir ortamda çözüyor olmak, çocuğun kendine güvenini arttırır.

Terapi sürecinde neler olabilir?

Terapi bir süreçtir. Çocuk sorunları tüm açıklığı ile ortaya koymaya başladığı anda, iyileşmeden önce gerilemeler görebilirsiniz. Çatışma ile karşılaşmak, terapiye gelmek istememesine de sebep olabilir. Ancak burada kaçınmak yerine, çocuğun hızı ile, ona eşlik ederek, güvenle ilerleyebilmek çok önemlidir. Çocuğu bir an evvel çözümler bulmaya itelemek, tedaviyi imkansız kılar.

Her çocuğun terapideki hızı farklıdır. Yeni birine güvenmesi, onu yaşamına dahil etmesi, ona açılması ve sorunları ele alabilmesi farklılık gösterir. Bu nedenle, oyun terapinin belli bir seans sayısı yoktur.

Çocuğumu oyun odasında neler bekliyor?

IMG_4749

 

 

 

 

 

 

 

Çocuk için her nesne bir oyun aracına dönüşebilir. Ancak oyun terapistlerinin kendi yaklaşımlarına uyumlu oyuncakları, oyun terapinin araçlarıdır.

Benim için oyun odasının olmazsa olmazları, oyun evi, evcilik malzemeleri, çok sayıda insan figürü, bebekler, kum tepsisi, kum terapi figürleri, hayvan aileleri, oyun hamurları, renkli boya kalemleri, renkli kağıtlar, yazı tahtası, kukla tiyatrosu ve kuklaları, arabalar, sünger kılıçlar, çeşitli kutu oyunları, yumuşak toplar, müzik aletleri… Oyun odası her yaş grubuna hitap eden malzemelerle, birçok zaman anne babaların bile kalmak isteyecekleri bir yerdir. Ben oyuncaklarla oynamam diyen çocuklar da dahil herkes kendinden bir parça bulabilir.

Öte yandan çocuk, tüm bunları bir tarafa bırakıp, küçük bir ip parçasıyla bile, size bütün sıkıntısını anlatabilir.

Oyun odasında çocuğun geçirdiği süre 50 dakikadır. Kurallarsa “zarar vermemek” ile sınırlıdır.

Anne Babanın Oyun Terapide Hakları ve Ödevleri 

Anne babanın en temel hakkı, oyun terapiye başlamadan evvel tüm bu bilgilere sahip olmasıdır. Terapistle, terapiye başlama kontratının yapılmasının ardından ise terapiye çocuğun gelişini aksatmamak en önemli ödevleridir.

Anne babanın çocuğun gizliliğine saygı duyması da terapinin olmazsa olmazlarındandır. Çocuğa seaslardan çıktığında neler yaptığını sormamak, odada olanları anlatmaya zorlamamak gerekir. Çocuk paylaşmak istediği kadarını kendisi isterse zaten paylaşacaktır. Aynı şekilde, terapistin de çocuğun mahremiyetine saygı duyacağını, süreçle ilgili aileyi bilgilendirmekle birlikte çocuğun oyun içeriğini aile ile paylaşmayacağını en başından biliyor olmak beklentileri ayarlayabilmek için önemlidir.

Her seanstan önce, çocuk bunu dillendirse de dinlendirmese de bir iç hazırlık içerisindedir. Bir önceki seanstan bir sonrakine tohumları ekip de gider. Son anda iptaller, seansa gecikmeler, terapiden alınacak faydayı sekteye uğratmaya başlar. Bundan en büyük zararı da çocuk görür. Bu sebeple anne babanın aklındaki tüm soruları terapiste sorabiliyor olması ve terapistle işbirliği içinde olması terapinin etkinliğini arttıracaktır.

Anne baba, henüz süreç tamamlanmadan, terapinin herhangi bir noktasında terapiyi sonlandırmaya karar verirse bile, aniden bırakmamak; bu kararlarını terapistle paylaşarak bir sonlandırma seansı yapmaya ortam hazırlamak çok önemlidir. Kapatılmamış her konu, çocuğun üzerinde bir yük olarak kalmaya devam eder.

Sağlıklı bir süreçle tamamlanan oyun terapi, çocuğun hem bugününe hem de geleceğine yapılmış büyük bir yatırımdır.

IMG_4396

Muhteşem bir eğitimin ardından…

GörselNisan ayı benim için çok önemliydi. Yıllardır katılabilmek için fırsat kolladığım “A Gestalt Approach to Working with Children and Adolescents” (Çocuk ve Ergenlerle Gestalt Yaklaşımı ile Çalışmak) eğitimine kabul edildim. Yakın arkadaşım ve sevgili meslektaşım Uzm. Psk. Pınar Haksal ile düştük yollara.

Eğitim İngiltere’deydi. Gestalt terapi eğitimlerinin yoğunluklu olarak Amerika’da verildiğini gözönünde bulundurursak İngiltere, Türkiye’de gestalt terapi ile çalışan psikoterapistler için oldukça yakın bir ülke. Fakat merkezdekiler, bizim bu yolları kat edip gelmiş olmamızla ilgili şaşkınlıklarını gizleyemediler. Zira, her türlü eğitim onların elinin altında. Ülkelerinde çok sayıda gestalt terapi merkezleri var. Türkiye’de çocuk ve ergen psikoterapistlerinin gerçekten uluslararası etik standartlar gözetilerek, iyi bir terapi eğitimi alabilmelerinin ne kadar zor olduğundan haberleri yok.

Eğitimci Jon Blend’di. Jon Blend’in eğitimine katılmak istememin esas sebebi, kendisinin bu becerileri bizzat kaynağından, Violet Oaklander’dan öğrenmiş olması. Violet Oaklander, çocuklarla gestalt terapi çalışmalarına yeni başladığım dönemde kitapları ile beni alana bağlamış olan isimdir. Çok çok önemli iki kitabı var: Windows to Our Children ve Hidden Treasure.

İşte Jon Blend’in eğitimi, kitapların öğretilerini bizzat deneyimleme imkanı yaratan muhteşem bir buluşmaydı. Bir çocuk psikoterapistinin hedefi; çocukların terapi odasına gelmeden çok çok önce başlayan yaşantılarını, onlara en sağlıklı şekilde eşlik ederek ele almak, aileyi bu süreçte destekleyebilmek, çocuğun daha fazla temas kurarak, duygularının farkına vararak, onları en sağlıklı yolla dışarı vurarak, kendi sınırlarını koruyup başkalarınınkine saygı duyarak daha mutlu yaşamasına yardım edebilmektir. Bu yardımı verebilmenin en zengin teknikleri olan:

  • Çizim ve resim çalışmaları
  • Çamur oyunları
  • Rol alma
  • Kum tepsisinin kullanımı
  • Bedenin ifadesi
  • Müzikle duyguların ortaya konulması
  • Kutu oyunları
  • Hikayeler ve şiirlerin kullanımı

tek tek birebir uygulamalarla bu eğitimde ele alındı. Bunca yıldır okuduklarımı deneyimlemiş olmanın ve en doğru kullanım biçimlerini öğrenmenin bana verdiği mutluluğu anlatmam mümkün değil. Eğitim benim için uzun bir farkındalık yolculuğunun yeni bir başlangıcı oldu.

Umarım en kısa zamanda, Jon Blend’i ülkemize davet ederek, diğer meslektaşlarım da bu yaşantıları deneyimlemesi için fırsatlar yaratabiliriz.