Arkadaşlarla Mutlu Bir Tatilin Püf Noktaları

IMG_4441İnsanın arkadaşını seyahatte tanıyacağına dair güzel bir sözümüz var ya çok ama çok doğru. O yüzden kısıtlı olan tatil fırsatlarını gerçekten iyi tanıdığınızdan emin olmadığınız birileriyle geçirmek büyük bir risk.

Arkadaşla tatil bir bakıma sözleşmeli evlilik gibi. Dönüşte, boşanabilirsiniz, sınırlarla ilişkiyi sürdürebilirsiniz ya da arkadaşlığınızı daimi kılabilirsiniz. Tıpkı evlilikler gibi, arkadaşla çıkılan tatili de iyi sürdürmenin bazı kuralları var:

Yola çıkmadan tatilden ne beklediğinizi konuşun.

Birçok konuda, herkesin bizim gibi düşündüğüne dair yanlış bir kanımız var. Bu yüzden bazı konuların hiç konuşulmadan, olduğu gibi kabul edilmesini bekleriz. Söz konusu güzel bir tatil olunca, yanımızdaki kişinin de bizimle aynı şeylerden keyif aldığını düşünmek büyük bir hata.

Kimisi için güzel bir tatil, sabahtan akşama kadar odadan çıkmadan yatmak, bir diğeri için gidilen yerin herbir toprak parçasına ayak basmak, bir başkası için sabaha kadar çılgınlar gibi eğlenmek olabilir. Konuşmadan bilemezsiniz. Ve sonra size eşlik etmediği için ona kızabilirsiniz.

Size eşlik etmesine ihtiyacınız var mı?

Tatile birlikte gidecek olmanız, bütün zamanları birlikte geçireceğiniz anlamına gelmez. Ama bazen kişilerin tatile ek olarak böyle bir beklentileri de olabilir. Denizde, yemekte ya da gezmede birlikte olmaya ihtiyacınız var mı, konuşmalısınız. Sabah sizinle yürüyüşe gelmesini ya da akşam onunla geç saatlere kadar eğlenmeyi birlikte yapmak isteyip istemediğinizden ve bu konuda birbirinize baskı yapmayacağınızdan emin olun.

Önceki tatil arkadaşlıklarınızı anımsayın ve paylaşın.

Eminim bundan önce de defalarca başkalarıyla tatil yapmışsınızdır. Eski yaşantılardan alınan dersler, en büyük yol göstericilerdir. Çoğunlukla bunu unutur, her defasından muhteşem olacağına inanarak aynı yolculuğa başkalarıyla yeniden çıkarız. Önceki tatillerinizi anımsayın: Hangi anlarda en çok keyif almıştınız? Ne olunca sıkılmaya başlamıştınız? Kötü giden şeyler var mıydı? Paylaşırsanız, beklentilerinizi daha kolay ayarlayabilirsiniz.

Arkadaşla çıkılan tatil akıllardan çıkmayan bir rüya da olabilir, kabusa da dönüşebilir. Yapılabilecek en iyi şey, ne istediğinizi ve ne verebileceğinizi bilmektir. Tıpkı tüm diğer ilişkilerdeki gibi.

Oyun Terapiye Başlamadan Bilmeniz Gerekenler

Çocuklar için başlarından geçenleri kelimelerle ifade etmek kolay değildir. (Aslına bakılırsa yetişkinler için de öyle…) Söyledikleri yüzünden eleştirilmekten, yargılanmaktan, cezalandırılmaktan korkarlar.

Oysa oyun esnasında bütün bu olasılıklar ortadan kayboluverir. Bebeği yerden yere vuran kendisi değil barby olabilir. Gece korkular yaşayan da kendisi değil minik ayıcıktır.

Çocukların duygu ifadeleri de oldukça kısıtlıdır. Ama oyun esnasında çocuğun hiçbir duygu ifadesini kullanmadan, yaşadığı duyguyu size aktarabilme şansı vardır. Öfkeyi, kıskançlığı, hayal kırıklığını, imrenmeyi, üzülmeyi, dışlanmış hissetmeyi adını koyamasa da oyunda yaşamanızı, tam da onun gibi hissedebilmenizi sağlar.

Neden çocuğumun oyun terapiye ihtiyacı olsun ki?

  • Herkes yaşamının belirli zamanlarında, başından geçenlere uyum göstermekte zorluk yaşar. Çocuklar da uyum zorluklarını, korkular, kaygılar, yeme sorunları, uyku sorunları, çiş ve kaka kaçırma, öfke patlamaları, zarar verici davranışlar, dikkat dağınıklığı veya isteksizliklerle belli edebilirler. Terapi uyum sürecini hızlandırır.
  • Yaşamda kontrol birçok zaman çocuğun elinde olmaz. Ama oyun odasında kontrol, kendisine ve çevreye zarar vermeyecek ölçüde ondadır. Bu güçle kendini ortaya koyup, sorunları güvenli bir ortamda çözüyor olmak, çocuğun kendine güvenini arttırır.

Terapi sürecinde neler olabilir?

Terapi bir süreçtir. Çocuk sorunları tüm açıklığı ile ortaya koymaya başladığı anda, iyileşmeden önce gerilemeler görebilirsiniz. Çatışma ile karşılaşmak, terapiye gelmek istememesine de sebep olabilir. Ancak burada kaçınmak yerine, çocuğun hızı ile, ona eşlik ederek, güvenle ilerleyebilmek çok önemlidir. Çocuğu bir an evvel çözümler bulmaya itelemek, tedaviyi imkansız kılar.

Her çocuğun terapideki hızı farklıdır. Yeni birine güvenmesi, onu yaşamına dahil etmesi, ona açılması ve sorunları ele alabilmesi farklılık gösterir. Bu nedenle, oyun terapinin belli bir seans sayısı yoktur.

Çocuğumu oyun odasında neler bekliyor?

IMG_4749

 

 

 

 

 

 

 

Çocuk için her nesne bir oyun aracına dönüşebilir. Ancak oyun terapistlerinin kendi yaklaşımlarına uyumlu oyuncakları, oyun terapinin araçlarıdır.

Benim için oyun odasının olmazsa olmazları, oyun evi, evcilik malzemeleri, çok sayıda insan figürü, bebekler, kum tepsisi, kum terapi figürleri, hayvan aileleri, oyun hamurları, renkli boya kalemleri, renkli kağıtlar, yazı tahtası, kukla tiyatrosu ve kuklaları, arabalar, sünger kılıçlar, çeşitli kutu oyunları, yumuşak toplar, müzik aletleri… Oyun odası her yaş grubuna hitap eden malzemelerle, birçok zaman anne babaların bile kalmak isteyecekleri bir yerdir. Ben oyuncaklarla oynamam diyen çocuklar da dahil herkes kendinden bir parça bulabilir.

Öte yandan çocuk, tüm bunları bir tarafa bırakıp, küçük bir ip parçasıyla bile, size bütün sıkıntısını anlatabilir.

Oyun odasında çocuğun geçirdiği süre 50 dakikadır. Kurallarsa “zarar vermemek” ile sınırlıdır.

Anne Babanın Oyun Terapide Hakları ve Ödevleri 

Anne babanın en temel hakkı, oyun terapiye başlamadan evvel tüm bu bilgilere sahip olmasıdır. Terapistle, terapiye başlama kontratının yapılmasının ardından ise terapiye çocuğun gelişini aksatmamak en önemli ödevleridir.

Anne babanın çocuğun gizliliğine saygı duyması da terapinin olmazsa olmazlarındandır. Çocuğa seaslardan çıktığında neler yaptığını sormamak, odada olanları anlatmaya zorlamamak gerekir. Çocuk paylaşmak istediği kadarını kendisi isterse zaten paylaşacaktır. Aynı şekilde, terapistin de çocuğun mahremiyetine saygı duyacağını, süreçle ilgili aileyi bilgilendirmekle birlikte çocuğun oyun içeriğini aile ile paylaşmayacağını en başından biliyor olmak beklentileri ayarlayabilmek için önemlidir.

Her seanstan önce, çocuk bunu dillendirse de dinlendirmese de bir iç hazırlık içerisindedir. Bir önceki seanstan bir sonrakine tohumları ekip de gider. Son anda iptaller, seansa gecikmeler, terapiden alınacak faydayı sekteye uğratmaya başlar. Bundan en büyük zararı da çocuk görür. Bu sebeple anne babanın aklındaki tüm soruları terapiste sorabiliyor olması ve terapistle işbirliği içinde olması terapinin etkinliğini arttıracaktır.

Anne baba, henüz süreç tamamlanmadan, terapinin herhangi bir noktasında terapiyi sonlandırmaya karar verirse bile, aniden bırakmamak; bu kararlarını terapistle paylaşarak bir sonlandırma seansı yapmaya ortam hazırlamak çok önemlidir. Kapatılmamış her konu, çocuğun üzerinde bir yük olarak kalmaya devam eder.

Sağlıklı bir süreçle tamamlanan oyun terapi, çocuğun hem bugününe hem de geleceğine yapılmış büyük bir yatırımdır.

IMG_4396

Ulusal Psikoloji Öğrencileri Kongresi’nin Ardından…

wp5533b116 wpd0bbabdf_06Bu yıl 18. si düzenlenen ulusal psikoloji öğrencileri kongresinin ev sahipliğini İzmir Ekonomi Üniversitesi yaptı. Dün (07.07.2013), ben ve sevgili meslektaşım Uzm. Psk. Aslı Soyer de psikoloji öğrencileriyle paylaşımlarda bulunabilmek üzere oradaydık.

20 kişilik bir katılımcı ekibiyle, An’ın Gerçekliği: Terapide “Şimdi ve Burada” başlıklı  bir çalışma grubu düzenledik. Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden ve Kıbrıs’tan katılımcılarımız vardı.

Müstakbel meslektaşlarımızla bir arada olmak benim için oldum olası çok kıymetli olmuştur. Kendi öğrencilik yıllarımı, benim tercihlerimi psikoterapistlikten yana kullanmamda emeği geçen hocalarımı hatırlar, onların bizlere verdiklerini bizimle beraber yürüyeceklere aktarmaktan büyük mutluluk duyarım. Hele bir de onların istekliliğini, çabalarını ve yaratıcılıklarını görmek beni yaptığım işe daha da bağlar.

Başta bizi son derece güler yüzlü bir şekilde ağırlayan kongre düzenleme ekibine ve tüm katılımcılarımıza teşekkürlerimle…